insülin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insülin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Şubat 2024 Cumartesi

Diyabet ve Oruç

Diyabetli Bireyler Oruç Tutabilirler Mi?

Bu sorunun cevabını vermek için hangi diyabetli hastadan bahsedildiğini, kullandığı ilaçları, kan şekeri dengesinin sağlanıp sağlanamadığını, varsa ilave hastalıklar ve buna ait kullanılmakta olan ilaçlarını bilmemiz gerekir.

Tıpta "hastalık yoktur, hasta vardır" diye bir deyiş vardır. Nasıl ki, aynı hastalığa sahip bireylerin durumları ve ilaçları farklı olabiliyorsa, bu soruya da verilecek cevap kişiden kişiye değişebilmektedir. Genel anlamda söylersek oruç tutmak diyabetik bir hasta için hem daha zor, hem de sağlıklı bir bireye göre daha zarar verici olabilir.

Bu nedenle diyabetik hastalar oruç tutma kararı öncesinde mutlaka kendisini takip eden hekime danışmalıdırlar. Hastalarımız ‘nasıl olsa doktorum tutma diyecek’ diye başvurmamaktadır. Oysa bazı şeker hastalarının oruç tutmasına engel olmamaktayız. Hatta oruç tutmasını onaylamadığımız hastalarımızdan illa tutmak isteyenlere de en azından daha kolay oruç tutmaları, daha az zarar görmelerini sağlayacak şekilde destek vermekteyiz.

Bilindiği üzere diyabetik hastaların beslenmesinde ana öğünlerin yanı sıra, ara öğünler de öneririz. Yani alınan yiyecekleri daha fazla öğüne bölmüş oluruz. Bu sayede ana öğünlerden sonra fazla gıda alımına bağlı şeker yükselmesinin önüne geçebiliriz. Öte yandan kullanılan ilaçlara ve insüline bağlı olarak kan şekeri düşmesini de engellemiş oluruz.

Yine diyabetik hastaların bol su tüketmesini isteriz. Çünkü bu hastalarda özellikle kan şekeri yükseldiğinde idrardan şeker atılmasına bağlı olarak sıvı kaybı gelişir. Bu yüzden diyabetli bireyler, hele kan şekerleri düzensiz- yüksek seyrediyorsa sık ve çok idrara çıkma, aşırı su içme ve ağız kuruluğundan yakınırlar.

Buna rağmen pek çok diyabetli hasta oruç tutabilir. Örneğin sadece insülin direnci veya gizli şekeri olanların oruç tutmasında sakınca yoktur.

Yine Tip 2 diyabeti olan ama diyetin yanında sadece şeker dengeleyici ilaç kullanan, henüz şeker düşürücü ilaç ya da insülin kullanmayan diyabetliler oruç tutabilir. Ancak bunlar bile hekim kontrolünde olmak zorundadırlar. Çünkü bazı diyabetiklerde kan şekeri düşmeleri de gözlenmektedir. Bu kişiler Ramazan boyunca şeker takibi ve beslenme programına devam etmelidir.

Öte yandan Tip 1 diyabeti olanlar (genelde genç yaşta ortaya çıkan ve insüline bağımlı diyabet) ya da Tip 2 diyabeti olan ama çoklu doz insülin kullanan hastalar asla oruç tutmamalıdırlar. Ne tür diyabeti olursa ve hangi ilacı kullanıyorsa kullansın, şeker kontrolünün zor sağlandığı, ani şeker düşmesi ve yükselmesi ile seyreden diyabetliler de oruç tutmamalıdır.

Bazı diyabetliler ise yukarıdaki iki gruba da girmemektedir. Bunlar şeker düşürücü haplarla ya da ‘bazal’ diye tabir ettiğimiz günde bir kere uygulanıp, tüm gün etkisini sürdüren insülinlerle diyabeti kontrol altında olan hastalarımızdır. Bu hastaların da oruç tutmasını önermemekteyiz. Ama hasta ısrarla oruç tutmak istiyorsa mutlaka doktoruna danışarak ve onun kontrolü altında oruç tutmalıdır.

Hangi diyabetlilere asla oruç tutmaları önerilmez?

  • Kan şekeri sık sık normalin altına (60-70 mg/dl altına) düşenler,
  • Hipoglisemiyi (kan şeker düşüşü) fark etmeyen hastalar,
  • Kan şekeri düzensiz- iyi ayarlanmamış hastalar,
  • Böbrek-kalp ya da karaciğer yetersizliği olan hastalar,
  • Gebeler
  • Yalnız yaşayan (özellikle yaşlı) diyabetliler,
  • Çeşitli sebeplerle diüretik (idrar söktürücü) tedavi altında olan diyabetliler,
  • Çoklu doz insülin tedavisi uygulanan hastalar

Diyabetli bireylerin oruçluyken karşılaşabilecekleri sıkıntılı durumlar nelerdir?

Ani şeker düşmeleri özellikle insülin ve şeker düşürücü ilaç kullanan hastalarda daha fazla görülebilir. Bu duruma engel olmak amacıyla fazla gıda alınması ise tersine şeker yükselmesine neden olur.

Vücuttaki şeker deposu yaklaşık 8 saatlik bir açlık için yeterlidir. Sonrasında vücudumuz yağları yakarak enerji sağlamaya çalışır. Bu durumda ise (özellikle insülin hormon yokluğunda) kanda bazı zehirli maddeler birikir.

Bunun yanında kan şekeri, 180 mg/dl üzerine çıktığı durumlarda idrardan atılmaya başlanır. Bu durumda sık ve bol idrara çıkma gelişir. Sonuçta normalden fazla sıvı kaybı gelişir. Bu durum tansiyon düşmesi, tuz dengesinde bozulma, denge kaybı ve bayılmaya neden olabilir.

Yüksek kan şekeri ve sıvı kaybı sonucunda kanın kendiliğinden pıhtı oluşturma riski artar. Bu istenmeyen durumlara yol açabilir.

Hipoglisemi ataklarından korunmak için tavsiyeleriniz nedir?

Oruç tutan şeker hastalarına pratik önerileriniz nelerdir?

  1. Doktor ve diyetisyen yardımıyla günlük kalori Ramazan ayına göre güncellenmiş bir beslenme programı oluşturulmalıdır.
  2. İlaçların programını iftar ve sahurda alınacak şekilde hekim tarafından düzenlenmelidir. Belki bazı ilaçların dozları değiştirilebilir, hatta bazı ilaçlar eklenir ya da kesilebilir.
  3. İftar ve sahurda fazla yemek yerine bu ikisi arasındaki sürede sık ve az beslenmek daha uygun olacaktır.
  4. İftar ve sahur arasında bolca su tüketilmelidir.
  5. Diyetisyen önerisine uygun olarak ekmek, pide, hamur işi yiyecekler, pirinç, patates ve şekerli yiyecekler kısıtlanmalıdır.
  6. Protein ve yağ içeren gıdalar daha uzun süre tokluk hissi sağlar. Buna karşın aşırı protein tüketimi hem daha çok susatır hem de böbrek fonksiyonlarını bozabilir. Diyetisyen önerisiyle daha uzun süre kan şekerini dengede tutabilen protein içeren gıdalar (süt, az tuzlu peynir, yoğurt, yumurta, tavuk, baklagiller) tüketilmelidir.
  7. Çorba, sebze yemekleri ve zeytinyağlılar tercih edilmelidir.
  8. Terleme ile sıvı kaybına yol açabileceğinden ve şeker düşmelerine neden olabileceğinden diyabetiklere oruç sırasında aşırı egzersiz önerilmez. İftar ile sahur arası hafif yürüyüşler faydalı olacaktır.
  9. Günün sıcak saatlerinde güneşten kaçınılması, rahat ve terletmeyen kıyafet seçimi önerilir.

Hastalar ilaçlarını nasıl kullanmalıdır?

Diyabetli eğer oruç tutmakta ısrarlıysa mutlaka hekimine danışmalı ve tedavi planı Ramazan için yeniden düzenlenmelidir. İnsülin direncini azaltan ya da sadece kan şekeri düzenleyen ilaçlarda genellikle doz düzenlenmesi gerekmeyebilir. Öte yandan kan şekeri düşürücü ilaçların ve insülinlerin dozlarının ve uygulanma zamanlarının yeniden düzenlenmesi gerekir. Aksi takdirde ani kan şekeri düşmeleri olabilir.

Şeker hastalığı nedeniyle böbrek yetmezliği, kalp yetmezliği gibi eşlik eden sorunları olanlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Diyabetin yanında kalp ya da böbrek yetmezliği olan hastalar diyabet anlamında ne kadar iyi durumda olursa olsunlar, ne kadar az ilaç alıyor olurlarsa olsunlar asla oruç tutmamalıdırlar. Çünkü bu kimselerde uzun süre susuzluk ve açlıkla çok ciddi su ve tuz dengesi bozuklukları, tansiyon değişiklikleri gelişebilir. Susuzluk, su ve tuz dengesindeki değişimler özellikle kalp ve böbrek hastalığı olan bireyleri daha olumsuz etkileyip, hayati riskler dahi doğurabilmektedir.

16 Şubat 2024 Cuma

İnsülin Direnci Nedir?

İnsülin direnci, yeterli insülin hormonu salınımı olmasına rağmen insülinin vücutta etkisini göstermesindeki zorluk ya da uyarması gereken biyolojik olayların tam olarak gerçekleşmemesi olarak tanımlanabilir.

İnsülin Nedir? Ne İşe Yarar?

İnsülin; temel etkisi kan şekeri seviyesini düşürmek olan ve yağ, kas ve karaciğer gibi kan şekerini kullanan dokulara şekerin alınması ve kullanılmasını sağlayan, pankreastan salınan bir hormondur.

İnsülin hormonu, midenin altında bulunan pankreas bezinin Langerhans adacıklarındaki beta hücrelerinden salgılanır. Pankreastan insülin salgılanması kan şekeri seviyesine göre ayarlanır. Kanda şeker artınca ilk 1-2 dakika içinde hızlı insülin salgısı olur ve buna ‘’ilk faz insülin salgısı’’ denir. Bu salgı 3-7 dakika sürer. Daha sonra ikinci faz denen salgı oluşur ki, bu yavaş bir salgılanmadır ve devamlıdır.

Sağlıklı ve normal kilolu bir yetişkinde günlük insülin üretimi yaklaşık 40 ± 8 IU’dir. Metabolizması normal olan kişilerde kan şekerinin yükselmesine cevap olarak insülin salınımı artar. Kan şekeri seviyesindeki 10 mg/dl’lik küçük bir artış, insülin salınımını uyarır. Ağızdan besin alımını izleyen ilk 15 dakikada kanda insülin düzeyi hızla artar.

İnsülin miktarı, "internasyonel ünite (IU)" olarak tanımlanır. Bir IU insülin; 10 saat aç bırakılmış, 2 kg ağırlığındaki bir tavşanın kan şekerini 120 mg/dl’den 45 mg/dl’ye düşüren insülin miktarı olarak tanımlanmıştır. İnsanlarda ise 1 IU insülin ile kan şekeri düzeyinin düşme miktarı kişiden kişiye değişir.

Diyabeti olmayan sağlıklı bireylerde normal fizyolojik insülin salınımı iki şekilde gerçekleşir:

Bazal İnsülin: Kan şekerinin çok yükselmediği öğün dışındaki saatlerde ve gece saatlerinde ihtiyacı karşılayan insülin salınımıdır. Bireylerin ihtiyacı oranında salgılanır, özellikle gecenin ilerleyen saatlerinde karaciğerden glukoz çıkışını (hepatik glukoz çıkışı) baskılamak üzere hafif bir artış gösterir.

Bolüs (Prandiyal) İnsülin: Yemeği takiben kanda glukoz ya da amino asitler vb. gibi diğer maddelerin artışı ile tetiklenen insülin salınımıdır. Bolüs insülin salınımını takiben kan insülin düzeyleri (dalgaları) öğünün karbonhidrat miktarına ve içeriğine göre değişir. Normal olarak bolüs insülin salgısı, yemekten 20 ile 30 dk sonra tavan seviyesine ulaşır ve 2 saat içinde bazal düzeylerine geri döner.

İnsülin Direnci Neden Olur?

İnsülinin vücutta etkili olabilmesi için hücre zarındaki reseptörlere (almaçlara) bağlanarak hücreye girmesi ve etkisini göstermesi gerekir. İnsülin direnci oluştuğunda hücre ortamda bulunan insüline yanıtsız kalır. İnsülinin almaçlara bağlanmasını engelleyen ya da bağlandıktan sonra etkisini azaltan durumlar insülin direncine neden olurlar. Birçok farklı metabolik değişiklik ve rahatsızlık insülin direnci gelişiminde rol oynayabilir.

İnsülin Direnci Kimlerde Görülür? İnsülin Direncini Oluşturan Risk Faktörleri Nelerdir?

  • Genetik yatkınlık,
  • Obezite,
  • Bel çevresinin genişlemiş olması,
  • Hipertansiyon,
  • Polikistik over sendromu (PCOS),
  • Uyku apnesi gibi uyku sorunları,
  • Yaşlanma,
  • Hareketsiz yaşam tarzı,
  • Beslenme şekli,
  • Sigara içme,
  • Çeşitli ilaçların kullanımı,

gibi durumlar insülin direncine neden olabilir.

Bunlar dışında;

  • Yumurtalık kistleri,
  • Büyüme hormonu eksikliği ya da fazlalığı,
  • Strese cevap olarak salgılanan kortizol ve adrenalin hormonunun fazla salgılanması,
  • Süt hormonun fazlalığı,
  • Tiroid bezinin az ya da çok çalışması,
  • Parathormon yüksekliği,
  • Erkeklik ve kadınlık hormonu eksiklikleri,
  • Gebelikte diyabet tanısı,
  • Cushing Sendromu,
  • Akromegali

gibi hormonal bozukluklar ve hastalıklar da insülin direnci oluşmasına neden olabilirler.

İnsülin Direnci Belirtileri Nelerdir? İnsülin Direnci Olduğu Nasıl Anlaşılır?

İnsülin direncinin varlığını anlamayı sağlayan ölçüler şunlardır:

  • Bel çevresinin erkekte 102 cm, kadında 88 cm’nin üstünde olması,
  • Beden kitle indeksinin 30’un üzerinde olması,
  • HDL (iyi kolesterol) düşüklüğü (erkeklerde 40 mg/dl, kadınlarda 50 mg/dl ‘nin altında olması),
  • Trigliserid yüksekliği, (150 mg/dl ‘nin üstünde olması),
  • Açlık kan şekeri (glukoz) yüksekliği (100mg/dl ‘nin üstünde olması),
  • Yüksek tansiyon (130/80 ya da daha üzerinde olması),
  • Hipoglisemi belirtileri

Kişide bu kriterlerden 3’ünün bulunması, insülin düzeyine bakmadan da İnsülin Direnci Sendromu ya da Metabolik Sendrom olarak adlandırılmaktadır.

İnsülin Direnci Testi

Yukarıdaki ölçümler ve laboratuvar sonuçları haricinde kişi günlük rutinini sorgulayarak da insülin direnci varlığından şüphelenebilir:

  • Yemek sonrası konsantrasyon güçlüğü, dengesizlik, baş ağrısı ya da uyku hali oluşması;
  • Yemekten sonra el titremesi, soğuk terleme,
  • Mide kazınması şikayetleri,
  • Çabuk acıkma, geç doyma,
  • Ani ve sık olarak şeker ve hamur işi yeme isteği,
  • Kilo almanın kontrol edilememesi,
  • Yorgunluk hissi,
  • Bel çevresinin giderek genişlemesi,
  • Akantozis Nigrikans adı verilen özellikle koltuk altı, kasık, boyun bölgelerinde koyu, kadifemsi cilt esmerleşmesi,
  • Kadınlarda adet düzensizlikleri

gibi şikayetler ile beraber ailede kilolu ve diyabetli (şeker hastası) bireyler olması insülin direnci belirtilerinden olup mutlaka bir endokrinoloji ya da dahiliye uzmanına başvurulmalıdır.

İnsülin Direnci Tanısı

İnsülin Direnci Nasıl Teşhis Edilir?

İnsülin direnci ile ilişkili metabolik durumun değerlendirilmesinde; hastanın şikayetleri, fizik muayene bulguları ve basitçe bel çevresi ölçümü ile tanı konabilir. Ancak bazı durumlarda diyabet riskini belirlemek için ek testler istenebilir.

Açlık şeker testi (açlık plazma glukozu), şeker yükleme testi (oral glikoz tolerans testi) ve son 2-3 aydaki ortalama kan şeker düzeyini gösteren HbA1c testi istenilebilecek testler arasında yer alır. Ayrıca kan yağları, karaciğer enzimleri gibi bazı veriler de teşhis için yardımcı olabilmektedir.

İnsülin direncinin hesaplanmasında birçok farklı yöntem mevcut olsa da HOMA-IR adı verilen “HOMA (Homeostatic Model Assessment), IR (Insulin Resistance)” hesaplama yöntemi bir adım öndedir. Bu test, insülin rezistansına ek olarak pankreastan insülin üretme özelliğine sahip hücrelerin işlevleri konusunda da bilgi verir. HOMA skoru 2,5’den yüksek olarak hesaplanan kişilerde insülin direnci varlığından söz edilebilir. Bununla birlikte HOMA değerine her hastada bakılması gerekmeyebilir. İnsülin direncini klinik pratikte gösteren en iyi parametre bel çevresi ölçümüdür.

İnsülin Direnci Tedavisi

Yaşam tarzı değişikliği ve düzenli egzersiz hastaların büyük çoğunluğunda insülin direncini düzeltilebilir. Düşük glisemik indeksli beslenme (kan şekerini yükseltmeyen veya yavaş yükselten besinler) çok önemlidir. İnsülin direncinin sadece hayat tarzı değişiklikleri ile kontrol altına alınamadığı vakalarda doktor tarafından kan şekerini kontrol altında tutacak ilaçlar reçete edilebilir. Düzenli spor yapmak ve kilo vermek insülin direncini kıran en önemli faktörlerdir. Sadece egzersiz ve sağlıklı besleme ile %60 düzeylerinde insülin direnci düzeltilebilir.

İnsülin direncini bir anda düzeltecek sihirli bir besin ya da takviye yoktur. Onun yerine ne yediğinizi sürekli değiştirmek ve mümkün olduğu kadar daha çok vitamin, mineral ve lif içeren besinlere odaklanmak önemlidir.

İnsülin Direnci Tedavi Edilmezse Neler Olur? İnsülin Direnci Hangi Hastalıklara Neden Olur?

İnsülin direnci, prediyabetin en önemli nedenidir. Prediyabet kan şekeri seviyesinin normalden yüksek olduğu ancak henüz Tip 2 diyabet tanısı konacak kadar yüksek olmadığı bir sağlık durumudur. Prediyabet, diyabetik olmadan önceki dönem, bozulmuş glikoz regülasyonu veya gizli şeker durumu olarak tanımlanmaktadır.

İnsülin direnci kilolu kişilerde daha fazladır, kilo arttıkça bu direnç artar ve şeker hastalığı görülme olasılığı artar. Özellikle yağın karında iç organlar etrafında birikmesi şeker hastalığı riskini iyice artırır.

Yağ dokusundan çözünen yağ asitlerinin kanda artması hem insülinin çalışmasını bozar hem de bu yağların depolanmaması gereken pankreas gibi dokularda depolanması da şeker hastalığı gelişimine katkıda bulunur.

Yağ dokusundan salgılanan leptin, adiponektin, TNF-alfa gibi hormonların fazla veya azlığı da şeker hastalığı gelişimine katkıda bulunur.

İnsülin direnci tedavi edilmediği sürece tansiyon yüksekliği, kanda trigliserit (kan yağları) yüksekliği, ürik asit yüksekliği, göbekte yağlanma, karaciğer yağlanması, kan pıhtılaşmasına eğilim, HDL kolesterolde (iyi kolesterol) azalma ve idrarla atılan proteinde artma (mikroalbüminüri) birlikte olabilir.

Kanda dolaşan aşırı insülin;

  • Obezite,
  • Tip 2 diyabet,
  • Hipertansiyon,
  • İnme,
  • Damar sertleşmesi (ateroskleroz),
  • Lipid yüksekliği,
  • Yumurtalıklarda kist (polikistik over sendromu),
  • Karaciğer yağlanması,
  • Infertilite

gibi kronik hastalıkların oluşması için uygun bir ortam hazırlamaktadır.

Son yıllarda yapılan araştırmalarda insülin direnci ve

  • Kolon (kalın bağırsak) kanseri,
  • Safra kanalı kanseri,
  • Yemek borusu kanseri,
  • Yumurtalık kanseri,
  • Rahim kanseri,
  • Meme kanseri,
  • Prostat kanseri,
  • Mesane kanseri,
  • Böbrek kanseri,
  • Troit kanseri,
  • Lenf kanseri

ile ilgili ciddi bağlantılar tespit edilmiştir.

Alzaimer hastalığı ve insülin direnci arasında bağlantı tespit edilen çalışmalar da mevcuttur.

İnsülin direnci, vücudun metabolik ve hormonal dengesini bozarak yaşlanma sürecini de hızlandırır.